Sendikamız Kristal-İş, 2024 yılının Temmuz ayında, 298 üyeyle ve yüzde 63 seviyelerinde bir çoğunlukla Anka Toprak Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde olumlu yetki tespitini aldı.
Bu tespitin ardından işverence açılan yetki itiraz davasında nihayet, mayıs ayı başında sona gelindi ve toplu iş sözleşmesi yetkisi Kristal-İş lehine kesinleşti. (Yargıtay Karar No:2026/3657)
Lakin bu yargı süreci tamamlana kadar şirkete ait Çifteler Fabrikası’nda bir dizi hukuk dışılık yaşandı ve halen daha yaşanmaya devam etmektedir!
Bizler bu süreçlerde olaylara sağduyulu yaklaşarak, yaşananları her ne kadar kamuoyuna yansıtmama, sosyal diyaloğu yaşatma ve yaşananları sosyal diyalogla çözümleme gayreti göstersek de, hukuk dışı tutum ve davranışlar maalesef bunu mümkün kılmamaktadır!
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nde kararın sendikamız lehine kesinleşmesiyle birlikte Anka Seramik Fabrikası işçileri, işveren vekilleri tarafından sendikal tercihlerini değiştirmeye zorlanmaktadır!
Bakanlıkça yetkilendirilen tek sendika olan Kristal-İş’ten istifaya etmeyenler işten atılmakla tehdit edilmektedir!
Üstelik işveren vekillerince işlenen bu suça Öztoprak-İş Sendikası’nın da fabrikaya ziyaret gerçekleştirerek ortaklık ettiği işçiler tarafından sendikamıza bildirilmektedir!
Bu kapsamda, Öztoprak-İş Sendikası’nın, yetkili olduğumuz Anka Seramik Fabrikası’nda, işverenle fiili iş birliği içerisinde hareket etmesi, işveren vekilleri eliyle işçiler üzerinde baskı oluşturulması, çalışanların sendikal tercihleri nedeniyle ayrıştırılması, tehdit edilmesi veya iş güvencesi kaygısıyla yönlendirilmeye çalışılması kabul edilebilecek bir yaklaşım değildir!
Yapılan bu antidemokratik uygulamalar çalışma barışını zedelemekle kalmayıp aynı zamanda hukuki ve cezai sorumluluk da doğurabilecek mahiyettedir!
Anayasamızda ve Kanunlarda bu haklar net bir şekilde korunmasına rağmen Öztoprak-İş sendikal ahlaka sığmayan bu hukuk tanımazlığıyla sendikal faaliyetlerin engellenmesine, sendikal yetkinin işlemesine, özgür pazarlık düzenine ve endüstriyel ilişki zeminine net bir şekilde zarar vermektedir!
Anayasa’nın 51. ve 52. maddesi sendika kurma, sendikaya üye olma ve sendikal faaliyet yürütme hakkını temel haklar kapsamında koruma altına almıştır. Bu çerçevede, çalışma yaşamında sendikal iradeyi baskı altına alan her türlü girişim açık biçimde hukuka aykırılık teşkil etmektedir!
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile de güvence altına alınan sendikal hak ve özgürlükler, işçilerin hiçbir baskı, yönlendirme veya müdahaleye maruz kalmaksızın sendikal tercihlerini özgür iradeleriyle belirleyebilmelerini esas saymaktadır!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yasal yetki tespiti yapılmış, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nde yetki itiraz davası sonucu onanmış ve toplu iş sözleşmesi sürecinde hukuken yetkilendirilmiş sendikanın faaliyet alanına müdahale edilmesi, işçilerin sendikal tercihlerini değiştirmeye yönelik sistematik girişimlerde bulunulması ve işveren baskısıyla ve desteğiyle alternatif bir sendikal yapı oluşturulmaya çalışılması, sendikal düzenin temel ilkeleriyle ve sendikal ahlakla bağdaşmamaktadır!
6356 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca işverenin veya işveren adına hareket eden kişilerin, çalışanların sendikal tercihine müdahale etmesi, belirli bir sendikaya yönlendirmesi veya sendikal faaliyetleri engellemesi açık biçimde yasaklanmıştır!
Bunun yanında Türk Ceza Kanunu bakımından da, çalışma hürriyetinin ihlali, tehdit, baskı, ayrımcılık ve örgütlenme özgürlüğünün engellenmesine ilişkin fiillerin oluşması halinde sorumlular hakkında cezai süreçlerin gündeme gelmesi mümkündür!
Özellikle işveren vekili sıfatıyla hareket eden kişilerin, görev ve yetkilerini kullanarak işçilerin özgür sendikal iradesini etkilemeye yönelik uygulamalar içerisinde yer almaları, bireysel sorumluluklarını ortadan kaldırmamakta, aksine hukuki sorumluluğun şahsiliği ilkesi gereği doğrudan sorumluluk riskini beraberinde getirmektedir!
Bu sebeple, Öztoprak-İş de dahil tüm tarafların, hukukun üstünlüğü, sendikal özgürlükler ve çalışma barışının korunması ilkeleri doğrultusunda hareket etmesi, yetkili sendikanın meşru statüsüne gölge düşürecek uygulamalardan kaçınması ve işçilerin özgür iradesine saygı göstermesi gerekmektedir! Bu bir tercih değil hukuki bir zorunluluktur!
Buradan tüm Anka Seramik işçilerini bir kez daha özgür iradeleriyle yetkili sendikalarına sahip çıkmaya, yapılacak baskı, tehdit ve işten atmalara karşı birbirleriyle dayanışma göstermeye ve ortak mücadeleye davet ediyoruz!
KRİSTAL-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU















