Emeğin ve emeği yaratan emekçinin günü olan 1 Mayıs’ta, ülkemizde yaşanan emek karşıtlığı ve çalışma yaşamında yaşanan ve yıllardır çözüm bulunmayan, çözülmek istenmeyen sorunlara karşı alanlarda olacağız.
Ülkemizde toplumsal yapıyı derinden sarsan temel meselelerden biri, giderek kronikleşen fırsat eşitsizliği ve buna eşlik eden çok katmanlı adaletsizliktir. Bireyin doğduğu yer, ailesinin sahip olduğu gelir düzeyi, sosyal çevresi, istihdam olanakları ve hayatı boyunca karşı karşıya kaldığı eşit olmayan uygulamalar, kişinin hayat yolculuğunu belirleyen başlıca faktörler haline gelmiştir.
Başta ticarileşen eğitim sistemi, bu eşitsizliğin temelinin atıldığı alanlardan biri haline getirilmiştir. Nitelikli eğitime erişim, artık kamusal bir hak olmaktan ziyade ekonomik güce bağlı bir ayrıcalık haline gelmiştir. Özel okullar ile devlet okulları arasındaki imkân farkı, okullarda yaşanan güvenlik zafiyetleri ve şiddet, çocukların daha en baştan farklı kulvarlara ayrılmasına yol açarken, sınav sistemindeki sürekli değişiklikler ve içerik tutarsızlıkları, gençlerin geleceğe dair umutlarını aşındırmaktadır. Unutulmamalıdır ki, eğitimin bilimsel, laik ve eşitlikçi temellerden uzaklaşması sadece bireylerin değil, bir toplumun bütününün geleceğini riske atmaktadır.
Eğitim sisteminin çarpıklıklarla dolu olmasının sonucu olarak istihdam cephesinde de iç açıcı sonuçlar yaratılamamaktadır. Atıl işsizliğin %32’lere dayanması, genç işsizlik oranlarının yüksek olması, diplomalı işsizliğin yaygınlaşması ve güvencesiz çalışma şekillerinin artışı, ölümlü iş kazalarının sıklıkla yaşanması, ülkemizde emeğin değersizleştirildiği bir ekonomik düzenin var edilmek istendiğinin en net göstergelerinden biridir.
Liyakat ilkesinin zayıflatıldığı, emeğin karşılığını bulmakta zorlandığı, üreten köylülerin toprağından koparıldığı ve doğanın acımasızca yağmalandığı bu çarpık düzen içerisinde bizler, özgür toplu pazarlık düzeyinin yükselmesi, çalışanın hakkını zamanında alması, iş kazalarının, meslek hastalıklarının ve bunlara bağlı ölümlerin önlenmesi, iş ve gelir güvencesinin korunması için 2026 yılı 1 Mayıs’ında tüm şubelerimizle alanlardan haykıracağız:
Türkiye’de demokrasi, adalet ve gelecek sorunu olan fırsat eşitsizliği her alanda acilen giderilmelidir!
İşçi sağlığı ve iş güvenliği temel bir insan hakkıdır!
İş ve gelir güvencesi sağlanmalı ve korunmalıdır!
Gelir dağılımında ve vergide adalet sağlanmalıdır!
İşçilerin hakkı olan kıdem tazminatında tavan uygulaması kaldırılmalıdır!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın Kristal-İş!
İnsanca bir yaşam için mücadele eden, her türlü baskıya ve olumsuzluğa rağmen yaşama umudunu koruyan, bedel ödeyen işçileri selamlıyor; 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününü kutluyoruz!
YAŞASIN 1 MAYIS!
KRİSTAL-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU















